AMED - İHD Diyarbakır Şubesi 2009 yılında Kürt
illerindeki cezaevlerinde bin 8 ihlal yaşandığını bildirdi. Yıl içinde
cezaevlerinde 5 kişi yaşamını yitirirken, 76 kişinin ise işkence ve kötü
muameleye maruz kaldığı, İmralı Cezaevinde ise işkence anlamına gelen
ağırlaştırılmış tecrit ve izolasyon uygulamalarının devam ettiği kaydedildi.
İHD Diyarbakır Şubesi, 2009 yılı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Cezaevi
Raporu’nu düzenlediği bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıkladı. Basın
toplantısında ilk olarak konuşan İHD Diyarbakır Şube Sekreteri Burhan Zorooğlu,
cezaevlerinde yaşanan ihlallere dikkat çekerek, cezaevlerinde mahkumlara yapılan
uygulamaların bu ülkenin ayıbı olduğunu söyledi. Zorooğlu’nun konuşmasının
ardından İHD Diyarbakır Şubesi Cezaevi Komisyonu Üyesi Av. Meral Atasoy, rapora
ilişkin basın açıklamasını okudu. İHD olarak hak ihlalleri konusunda
hassasiyetle üzerinde durdukları konulardan birinin de cezaevlerinde yaşanan hak
ihlalleri ve sorunları olduğunu kaydeden Atasoy, “Aslında kapsamlı bir şekilde
baktığımız zaman ülkemizin en büyük sorunlarından biridir cezaevi sorunu. Her ne
kadar bu konuda çağdaş normlar ölçeğinde adımlar atıldığı iddia edilse de,
Türkiye’de bulunan cezaevlerinde halen çok ciddi hak ihlalleri yaşandığı,
tutuklu ve hükümlülerin önemli sorunlarla karşı karşıya bırakıldığı herkesin
malumudur. Politik mahkumların çoğunlukta olduğu bölge cezaevlerinde özgün
sorunların yaşandığını da ayrıca vurgulamak gerekir. Yürürlüğe konulan yeni yasa
ve yönetmeliklerle her dönem daha da sorunlu hale gelen, başta Diyarbakır, Van,
Mardin, Batman Erzurum ve Bitlis olmak üzere Bölge cezaevlerinde, 2009 yılında
işkence ve kötü muameleden tutalım, anadilde konuşma yasağına kadar, ciddi
ihlaller gerçekleşmiştir” dedi.
2009 yılı içerisinde toplam 1008 hak
ihlalinin yaşandığı bölge cezaevlerinde başta hastalık olmak üzere çeşitli
nedenlerle ölümler gerçekleşirken, çok sayıda tutuklu ve hükümlünün işkence ve
kötü muameleye maruz kaldığını vurgulayan Atasoy, şöyle devam etti: “Sevk
uygulamaları ve sürgünlerle çok sayıda tutuklu ve hükümlü başka cezaevlerine
sevk edilerek adeta cezalandırılırken, sevk uygulamaları sırasında kötü
muamelelere maruz kalmaktadırlar. Raporumuzda sayısal verilerle işaret ettiğimiz
başlıklarda da görüleceği gibi, halen aile görüşü engellenen, haberleşme vb.
hakları engellenen yüzlerce tutuklu ve hükümlünün olduğunu görmekteyiz. Yine
çeşitli nedenlerle verilen disiplin cezaları üst seviyelere ulaşırken, birçok
cezanın keyfi bir şekilde verildiğini açık bir şekilde gözlemlemekteyiz. Bu da
cezaevlerindeki hak ihlallerinin dayandığı boyutları ortaya
koymaktadır.”
“SON TUTUKLAMALARLA CEZAEVLERİ KAPASİTELERİ AŞTI”
Dikkat çekilmesi gereken bir başka hususun 2009 yılının ortalarından
başlayarak, yıl sonuna kadar devam eden DTP’li siyasetçi ve seçilmişler ile
çeşitli sivil toplum kuruluşu temsilcilerine yönelik yürütülen operasyon sonucu
yaşanan tutuklamalar olduğunu belirten Atasoy, “2009 yılına ait hak ihlalleri
raporumuzda açıkladığımız verilerde de dikkat çektiğimiz gibi, bu yıl içerisinde
bölgemizde yaklaşık 1.500 kişi tutuklanarak cezaevlerine konulmuştur. Böylesi
büyük bir tutuklama furyası, elbette ki başta cezaevlerine yansımıştır ve birçok
ilde cezaevlerindeki tutuklu sayısı bir anda iki üç katına çıkmıştır.
Kapasitesinin çok üstüne çıkan cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlüler,
bazen tek kişilik yatakta 2-3 kişi yatmak zorunda bile kalmışlardır” diye
konuştu.
"İMRALI’DA İHLALLER DEVAM EDİYOR”
Cezaevi konusunda
öncelikli ele alınması gereken bir diğer konu ise İmralı Özel Güvenlikli Tek
Kişilik Kapalı Cezaevi olduğunu kaydeden Atasoy, “24 saatlik işkence anlamına
gelen ağırlaştırılmış tecrit ve izolasyon uygulamalarıyla dünyada tek örnek
durumunda olan İmralı Cezaevi’ndeki uygulamalar, 11 yıldan bu yana ağırlaşarak
devam etmektedir. İmralı Tek Kişilik Cezaevi’nin, İmralı F Tipi Cezaevi’ne
dönüşmesi, aslında hücre ve tecrit uygulamasının ağırlaştırılmasından başka bir
şey değildir. İnsan hakları savunucuları olarak İmralı Cezaevi’nin, Birleşmiş
Milletler Minimum Cezaevleri Standartlarına uygun hale getirilmesine yönelik
taleplerimize bir kez daha yinelemekteyiz” dedi.
“TMK MAĞDURU ÇOCUKLAR
ÖZGÜRLÜKLERİNE KAVUŞMALIDIR”
Son günlerde Türkiye’nin gündeminde yoğun
bir şekilde yer alan TMK mağduru çocukların yaşadıkları sorunlara da değinen
Atasoy, “Yaşadıkları bir insanlık trajedisine dönüşmüş TMK mağduru çocukların
cezaevlerinde yaşadıkları sorunlar, bizleri insanlığımızdan utandırır hale
getirmiştir. Eğitim ve aile ortamından alınıp, soğuk duvarlar ardına hapsedilen
çocuklarımız, birçok cezaevinde işkence ve kötü muameleye, birlikte kaldıkları
diğer mahkumların saldırılarına da maruz kalmaktadırlar. Bu sorunun tek çözümü,
TMK mağduru çocukların, bir an önce özgürlüklerine kavuşturulmalarından
geçmektedir” diye belirtti.
“ÇETELER SERBEST BIRAKILIRKEN, POLİTİK
MAHKUMLAR ÖLÜME TERK EDİLİYOR”
Cezaevlerindeki hasta tutuklu ve
hükümlüler konusunu ayrıca değerlendirmek gerektiğine vurgu yapan Atasoy,
şunları söyledi: “Sağlık hakkı ihlali olarak belirlediğimiz başlıkta 131 ihlal
yaşanırken, bu ihlaller içerisinde yer alan ağır hasta mahpusların sayısı her
geçen gün artmıştır. Türkiye genelinde cezaevlerinde bulunan 49 ağır hastanın
büyük bölümü bölge cezaevlerinde bulunanlardır. Tedavi edilebilir hastalıklar,
cezaevlerinin zor koşullarından dolayı ölümcül hastalıklara dönüşmektedir. Ölüm
sınırına gelen mahkumlarla ilgili tahliye taleplerimiz ise reddedilmektedir.
Çete suçlamasıyla tutuklu bulunanlar, Ergenekon sanıkları, rüşvet, vb yüz
kızartıcı suç nedeniyle cezaevinde bulunanlar, en ufak bir sağlık gerekçesiyle
tahliye edilirken, muhalif politik tutuklulara yönelik ‘cezaevinde ölüme terk
et’ anlayışı ciddi bir ayrımcılıktır. Bu vesileyle başta Cumhurbaşkanı Sayın
Abdullah Gül olmak üzere yetkili kurumlara bir kez daha çağrıda bulunmak
istiyoruz; ‘cezaevlerinde hasta olan tutuklu ve hükümlülerin vebali sizin
boynunuzdadır. Bu hastalardan bir tanesinin bile ölümünden siz sorumlu
olacaksınız.’ Bu nedenle defalarca yaptığımız çağrılara ve girişimlere bir an
önce yanıt vermenizi bekliyor, ağır hasta olan bu mahpusların bir an önce
serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”
2009 yılında cezaevlerinde yaşanan
ihlallerin 2010 yılında da artarak devam ettiğini belirten Atasoy, “Biz insan
hakları savunucuları, cezaevlerinin ‘ezaevleri’ olmaktan çıkarılması gerektiğini
düşünüyoruz. Başta bu durumdan birinci dereceden sorumlu olan Adalet
Bakanlığı’nı ve bir bütün olarak hükümeti, cezaevlerinde yaşanan sorunlara karşı
duyarlı davranarak, ihlalleri gerçekleştirenlere karşı yasal işlem başlatmaya
çağırıyoruz” diye konuştu.
Atasoy, açıklamanın ardından 2009 yılında
yaşanan hak ihlallerini sayısal verilerle açıkladı. Raporda geçen ihlal verileri
şöyle;
-Cezaevlerinde ölen ve yaralananlar: 5
-Cezaevlerinde
işkence ve kötü muamele: 76
-Sevk uygulamaları: 42
-Sağlık hakkı
ihlali: 131
-Aile görüşü engellenenler: 37
-Haberleşme vb. hakları
engellenenler: 275
-Disiplin cezası verilenler: 202
-Cezaevlerinde
anadilde konuşma yasağı: 8
-Sürgün edilenler: 18
-Diğer:
214
Toplam ihlal sayısı: 1008
ANF