AMED - Koma Civaka Kürdistan (KCK)Yürütme
Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Mart ayı içerisinde önemli olayların
yaşandığını belirterek, Qamişlo, Gazi ve Halepçe Katliamları’na dikkat çekti.
Karayılan, katliamların bir daha yaşanmaması için Kürtlerin ulusal ve demokratik
bir platformda buluşmasını istedi. Karayılan, “Yeni Halepçelerin, Qamişloların
ve başka katliamların yaşanmaması için Kürt siyasetinin sorumlu yaklaşması
gerekmektedir. Kazanımların korunması ve Kürt özgürlük mücadelesinin tarihin bu
aşamasında başarıya ulaşması için Ulusal ve demokratik bir platformda Kürt
siyasetinin birleştirilmesi ve ortak bir siyasetin uygulanması gerekir. Bu
temelde de bölgede Kürt siyasetinin bölgede bir güç ve irade olması
gerekmektedir” dedi.
KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, Mart ayının Kürtlerin tarihinde iki
bir rol oynadığını belirterek, bir yandan Kürtler bu ayda Newrozlarla büyük bir
direniş içinde olduklarını, diğer yandan ise Qamişlo, Gazi, Halepçe gibi
katliamlarla yüz yüze kaldıklarını söyledi. Karayılan Kürtlerin bir daha böyle
katliamlarla karşılamaması için ortak bir platform etrafında bir araya gelmeleri
gerektiğini ifade ederek şunları söyledi: “Özellikle Kürt halkının
kazanımlarının korunması ve Kürdistan’da bir daha Halepçelerin, katliamların ve
Qamişlo katliamlarının yaşanmaması için, tekrarlanmaması için Kürtler daha
sorumlu bir siyaset yürütmelidirler. Kürt siyaseti içerisinde parçalanmanın
artık bir son bulması gerekiyor. Eskiden her parça ayrı ayrıydı. Şimdi ya altmış
ki ya da altmış üç parlamenter Bağdat’a, gidecekler. Bunların sorumlu bir
biçimde yaklaşması gerekmektedir. Çünkü Kürt sorunu Irak’ta bile henüz çözülmüş
değildir. Başta Kerkük olmak üzere Kürt coğrafyası bir sorun olarak durmaktadır.
140. Maddenin uygulanması ve bu çerçevede Kürt sorunun Irak’ta çözülebilmesi
için birlik olunması gerekir. Kürdistan genelinde ulusal ve demokratik bir
siyasetin gelişmesi için rol oynamaları gerekmektir. Eğer bu yönlü bir rol
oynanmazsa, sömürgecilerin oyunların daha fazla devreye girer ve sömürgecilerin
oyunları kendisiyle birlikte zarar verici durumlara ve tahribatlara yol açar.
Biz böyle düşünüyoruz.”
“KATLİAM TEHLİKESİ SÜRMEKTE”
Kürdistan’da
halen katliamların tekrardan olma riskinin olduğunu belirten Karayılan, bu riski
ortandan kaldırmak için çabaladıklarını vurguladı. Karayılan, şöyle konuştu:
“Mart ayı, sadece bu olayla sınırlı bir ay değildir. Aynı zamanda bu ay
içerisinde Halepçe katliamı da 16 Martta gerçekleşti. Tarihte mart ayında
gelişen olaylar içerisinde en ağır olay, Halepçe katliamıdır. Biz bu
katliamcıları kınıyoruz. Bu katliamı gerçekleştirenlerin çoğu cezalandırıldılar.
Fakat Kürdistan üzerinde katliam uygulayanların çoğu henüz cezalandırılmamışlar.
Halepçe katliamının bir devamı olarak halen Kürt halkı üzerinde bir katliam
politikası gündemdedir. Bu anlamda bir önemi vardır. Biz tüm Halepçe katliamı
şehitlerini anıyor, şahadetleri özgürlük mücadelemizi yükseltmemize vesile
olacaktır ve mücadelemizde hep yaşayacaklardır. Hem Gazi katliamı, hem Qamişlo
katliamı, hem de Halepçe katliamını gerçekleştiren sömürgecilerden sorulacak
hesabımız vardır. Bunları bugün artık sadece kınamakla yetinmeyeceğiz, aynı
zamanda Kürdistan üzerindeki katliam politikasına bir son vereceğiz. Kürdistan
ve Kürt halkı üzerinde, yine Kürdistan’ın dört parçasında katliam tehlikesi
oluştura her ne varsa hepsini ortadan kaldıracağız. Bunun için çaba
harcamalıyız. Qamişlo, Halepçe ve Gazi katliamlarından çıkaracağımız sonuç,
halkımızın tekrardan böylesi katliamlara maruz kalmaması için nelerin yapılması
gerektiğine dönük olmalıdır.”
“QAMİŞLO OLAYLARI BİR
PROVOKASYONDU”
Qamişlo olaylarından sonra Suriye devletinin Kürtlere
karşı politika değişikliğine girdiğine dikkat çeken Karayılan, bu olayları ve
yaşanan katliamı bir provokasyon olarak değerlendirdi. Karayılan şunları ifade
etti: “Qamişlo’da gerçekleştirilen katliam Suriye siyaseti açısından bir
başlangıç oldu. Bildiğimiz kadarıyla katliamı, Suriye devlet sistemi içerisinde
yer alan bazı provokatörler gerçekleştirdiler. Bunlar bir provokasyon yapıp,
Kürtlerin ve Suriye devletinin arasını bozmak istediler. Bunlar bazı çevrelerdi.
Bunların amacı, Kürt ve Arapları, yine Kürtleri ve devleti birbirine karşı
kışkırtmaktı. Bu amaçla, Qamişlo’da böylesi bir saldırıyı başlattılar. Halkımız
tüm Ortadoğu’da buna karşı bir yurtsever ve ulusal duruş sahibi oldu. Halkımız
Suriye devletinin bu provokasyonu gerçekleştirenlerden hesap sormasını ve
bunları açığa çıkarmasını istedi. O zaman Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esat bazı
açıklamalarda bulunarak, bu siyasetin kendilerine ait olmadığını söyledi. Fakat
sadece bununla sınırlı kaldı. O zaman bazı müdahalelerde bulunuldu, Qamişlo’daki
yetkililer değiştirildi. Fakat Suriye devleti, bu provokasyonları geliştirenleri
ne açığa çıkarabildi, ne de onlardan hesap sordu; üstünü örttü. Bunu bilinçli
yaptığı ya da hesap isteyemediği ayrı konulardır. Fakat üstünü örterek, bu
çizgiden etkilendi.”
“İÇİMİZDE DE PROVOKASYONA ALET OLANLAR
VARDI”
Karayılan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çizgiyi Güneybatı
Kürdistan halkına karşı süreklileştirdi. Katliam biçiminde bu uygulamalarını
sürdürmedi, fakat gözaltında yoğun işkenceyle insanları şehit düşürdü; Ebu Cudî
gibi. Artık Suriye devletinin Kürt halkına yönelik tutumu gittikçe sertleşti. Bu
anlamda Suriye devleti içerisinde bazı provokatörlerin olduğunu ve devletin
bunların üzerine gitmediğini söyleyebiliriz. Fakat bizim içimizde de bazıları
vardı; 2003’te Suriye’nin bazı uygulamalarında daha sert olmasına yol açabilecek
bazı şeyler gelişti. Biz bunların üzerinde durduk. Her iki taraftan da Suriye ve
Kürt halkının arasını açmak isteyen güçler vardı. Biz kendi tarafımızdan
olanların üzerinde durduk. Bunları biz açığa çıkarıp onlarından hesap sorduk.
Bunlar içimizde bir çizgi olarak gelişti. Biz bu çizgiye işbirlikçi çeteci,
tasfiyeci çizgi dedik. Bunun öncülüğünü Kemal, Botan, Ferhat gibileri yaptı ve
şimdi Güneybatı’da bir isim etrafında toplanmışlar. Biz o zaman bunları deşifre
edip kendi içimizden attık. Fakat Suriye kendi içindekileri deşifre edemediği
gibi üstünü örtüp o çizgiye girdi. Bu anlamda özgürlük hareketi, Kürt halkı ve
Suriye devleti arasındaki tatsızlıklar sürdü. Bugüne kadar farklı yöntemlerle,
bazen çok sert bazen de yumuşak bir biçimde bu sürecin etkilerinin halen olduğu
görülebilmektedir.”
“SURİYE DEVLETİ TÜRKİYE’NİN POLİTİKALARINA
YATTI”
Suriye devletinin Qamişlo olaylarından sonra Türkiye devletinin
Kürtler üzerinde uyguladığı politikaların etkisine girdiğini belirten Murat
Karayılan, “Suriye devleti Türkiye’nin Kürt halkına ve özgürlük hareketine karşı
geliştirdiği çizginin etkisi altına girdi. İşte Türkiye’ye yakınlaşırsa, o zaman
uluslar arası güçlerin, Amerika’nın Suriye olan yaklaşımlarını
değiştirebileceğini ve kendini koruyabileceğini düşünüyordu. Bu anlamda Suriye
Hafız Esat’ın Kürt dostluğunu esas alan çizgisini bir kenara bırakarak, Türkiye
Cumhuriyetinin Kürt karşıtlığı çizgisini esas aldı. Suriye devletinin esasta
yanlış ve hatalı olan yönü buydu. Suriye devleti açısından olması gereken Hafız
Esat’ın Kürt dostluğunu esas alan çizgiyi devam ettirmekti. Ama Suriye devleti
Türk devletinin çizgisini esas aldı. Türk devletinin çizgisi de Kürt
düşmanlığını esas alan bir çizgiydi. Türkiye devleti de bunu daha fazla devam
ettiremeyecektir. Suriye yetkilileri bu siyasetlerini yeniden gözden
geçirmeliler” şeklinde konuştu.
“SURİYE DEVLETİ KÜRT KARŞITI
POLİTİKALARA SON VERMELİ”
Suriye devletine de çağrıda bulunan Karayılan,
şunları dile getirdi: “Qamişlo katliamının yedinci yılına giriyoruz. Bu
vesileyle Suriye devletinin bir Qamişlo’nun daha yaşanmaması için Kürtlere dönük
siyasetini gözden geçirmesi gerekmektedir. Biz bu yönlü üzerimize düşeni
yapmışız. Eğer Suriye devleti Kürt düşmanlığını bırakır ve Kürtlerle dostluk
çizgisini esas alırsa, biz de Kürtler olarak Suriye devletine zarar vermek
istemeyiz. Oradaki Kürtler doğal haklarını istiyorlar. Oradaki haklarını elde
edebilmek için şiddet ve silahla değil, barışçıl ve demokratik siyaset
yönetimiyle mücadele yürütmek istiyorlar. Hatta daha önce orada HPG’nin bazı
güçleri bulunmaktaydı, fakat almış olduğumuz kararla birlikte onları da
çekeceğiz. Oradaki çalışmaların tamamen barışçıl ve siyasi bir amaçla olmasını
istiyoruz. Qamişlo katliamının yedinci yıldönümü vesilesiyle Suriye devletinin
de Kürt halkının bu çağrılarını dikkate almasını istiyoruz.”
“KÜRT VE
ARAP HALKLARININ KARDEŞLİĞİNE ÖNEM VERİYORUZ”
KCK Yürütme Konseyi Başkanı
Karayılan, kendilerinin Kürtlerin ve Arapların kardeşliğine inandıklarını
vurgulayarak şunları söyledi: “Kürtler Ortadoğu’da varlığı kabul edilen bir
gerçekliktir. Bu gerçekliği, yirmi yıldan bu yana Hafız Esat da, Cemil Esat da,
Rıfat Esat da dile getirmişlerdir. Ortadoğu bölgesinde Kürtler vardır ve Suriye
devleti de bu Kürtleri görmek ve onlara karşıtlık yapmamalıdır. Biz Kürt ve Arap
kardeşliğine önem veriyoruz. Hafız Esat döneminde geliştirilen Kürt-Arap
dostluğuna büyük bir anlam biçiyoruz. Hareket olarak tüm bölge açısından Kürt
halkının da bizimle aynı düşüncede olduğu kanaatindeyiz. Güneybatı
Kürdistan’daki halkımız da bizimle aynı kanaattedir. Suriye devletine karşıtlık
temelinde değil, kendi doğal haklarını elde etme temelinde bir mücadele
yürütecektir. Bu da Şam iktidarına herhangi bir zarar vermeyecektir. Bunun da
bilinmesi gerekir. Türkiye’nin uygulamalarına bakarak, halkımızın üzerine
gelmemelidir. Türkiye’nin durumu farklıdır. Türkiye’nin kendi çıkarlarını
gözeten bir yaklaşımı var. Suriye’ye dönük çağrımız da bu siyasetini gözden
geçirmesi ve daha doğru bir siyasetle, dostluk temelinde Kürt halkına
yaklaşmasıdır. Eğer Kürt halkına böyle yaklaşırsa, Kürt halkı da dostluk
temelinde yaklaşır ve çalışmalarını bu temelde yürütür. Suriye’de demokrasinin,
halkların kardeşliğinin ve huzurun sağlanması için Kürt siyaseti Güneybatı
Kürdistan’da daha aktif bir rol oynayabilir. Ortadoğu bölgesinde demokrasinin
gelişmesi, Kürt halkı ve Arap halkı arasında bir köprünün oluşması ve
kardeşliğin sağlanması için tüm halkımız ve Güneybatı Kürdistan’daki siyasi
yaklaşımımız önemli bir rol oynayacaktır.”
“ORTADOĞU YENİDEN DİZAYN
EDİLİYOR”
Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiğini ve Kürtlerin ya bu yeni
yapılanmada yer alacak ya da katliamlarla karşılaşacağını söyleyen Karayılan
şöyle devam etti: “Ortadoğu bölgesi önemli bir aşama gelmiş bulunmaktadır.
Bölgenin yeniden dizaynına dönük bir siyaset devrededir. Eğer bu yeni dizaynda
Kürtler bir yer tutmaz ve rol oynamazlarsa, Kürtlere dönük katliam politikası
tekrardan devreye girecektir. Bu anlamda bu yeni dizaynda Kürtlere de yer
vermeleri gerekmektedir. Eğer böyle olmazsa, bu Kürtleri ortadan kaldırma
amaçlarının olduğu anlamına gelir. Kürt iradesini kırma anlamına gelir. Bunun
için de gerekli olan nedir, saldırıdır. Zaten Türkiye ve diğer sömürgeci
devletler bu yönlü bir siyaset yürütmektedirler. Peki neden bütün bu
yaklaşımlara karşı biz Kürtler olarak birlik olmayalım, ortak bir platform
oluşturmayalım? Kürdistan üzerinde egemenlik sağlayan güçler birlik olup bir
platform oluşturuyorlar. Artık Kürtlerin de birlik olup bir platform
oluşturmaları gerekiyor. Kürtlerin bundan artık korkmaması gerekiyor. Biz de bir
ulusuz ve bir araya gelmekten korkmamamız gerekiyor. Bu bir gerekliliktir.”
“KÜRTLER İÇ ÇELİŞKİLERİNİ BİR YANA BIRAKMALI”
Karayılan son
olarak şunları dile getirdi: “Yeni Halepçelerin, Qamişloların ve başka
katliamların yaşanmaması için Kürt siyasetinin sorumlu yaklaşması gerekmektedir.
Kazanımların korunması ve Kürt özgürlük mücadelesinin tarihin bu aşamasında
başarıya ulaşması için Ulusal ve demokratik bir platformda Kürt siyasetinin
birleştirilmesi ve ortak bir siyasetin uygulanması gerekir. Bu temelde de
bölgede Kürt siyasetinin bölgede bir güç ve irade olması gerekmektedir. Bu
gerekli olan bir şeydir. Eğer bunu gerçekleştirmez ve meydanı sömürgeci siyasete
bırakırsak, Güney ile Kuzey, Kuzey ile Doğu arasında çelişki yaratıp birbirine
karşı kullanmak istiyor. Kürt siyasetini bitirme ve Kürt halkının iradesini
kırma konseptini bu biçimde başarıya ulaştırmak istiyor. Kürtleri birbirine
karşı kışkırtıp güçsüzleştirip zayıflayarak sonuç almak istiyor. Bu siyasete yer
bırakmamak için, ulusal ve demokratik bir tutumun gelişmesi için tüm Kürt
partilerinin, her dört parçadaki Kürt partilerinin sorumlulukla yaklaşması ve
ulusal bir konferansla bir birliğin sağlanabilmesi için çaba içerisinde olması
gerekmektedir. Tarihin bu önemli aşamasında Kürt özgürlük mücadelesini başarıya
ulaştırmak ve katliamları önlemek için, artık Kürt halkının da bölge hakları
gibi bu topraklarda özgür ve eşit yaşayabilmesi için bu gerekmektedir.”
ANF